10 Eylül 2015 Perşembe

MİSTİK ODA KISA BİR BÖLÜM

-Gobid: “ Bir daha bu odaya kimseyi getirme!”
Tamam getirmem!” dedim. Ve bunu söylememle birlikte
yerin altından uğultu şeklinde bir ses gelmeye başladı. " Neler oluyor burada?" diye haykırdım.
Kulağımı ahşap döşemeye dayayıp:
" Tanrım, bu ses de neyin nesi?" diye mırıldandım.
Gobid elime bir balta uzattı: " Bence yüzleşmelisin bu sesle.” dedi. Peri: " Evet!" diye cızırdadı.
Baltayı aldım ve döşemeye hızlıca indirmeye başladım. Bir süre sonra kazdığım yerin altından bir el dışarıya doğru fırladı: " Bu elde neyin nesi şimdi?"
Gobid: “ Bir zombinin elinden farksız!” dedi
Peri: " Onu bence yukarıya çekelim! Bu bir işaret olabilir!" dedi. Gobid de onayladı periyi. Ben de: " Gerek yok! Bunu yapmayalım bence" dedim.
Gobid kulağıma fısıldadı: " Hayır, bunu yapmalısın! Bu elin sahibinin kim olduğunu öğrenmelisin!" dedi.
Kaygılı bir şekilde elimi aşağıya indirdim ve yerin altından çıkan eli tutup yukarıya doğru çekmeye başladım. Yalnız öyle bir şey oldu ki, yerin altındaki el de aynı güçle beni yerin içine doğru çekmeye başladı.
Periyle, cin yerin altına batmamam için bana sıkı sıkı sarılmışlardı.
Yerdeki el şimdi üçümüzü de aşağıya doğru çekiyordu, biz de eli yukarıya çekmeye çalışıyorduk.
" Bu nasıl bir şey böyle!" diye haykırdım. Gobid: " Hiç bilmiyorum! Ama sakın pes etmeyin yoksa bu lanet olasıca el üçümüzü de yerin dibine sokacak!" diye cevap verdi.
Üçümüz öylesine bir güç harcamıştık ki, bu güçle bizi yerin içine çekmeye çalışan o varlığı yukarıya çekmeyi başarmıştık. Yalnız bu işin ardından gücümü yitirdiğim için kısa bir süre sonra bayıldım
Gözlerimi açtığımda, Gobid’le göz göze geldim. Bir adam arkası dönük bir şekilde pencereden dışarıyı süzüyordu.. " Siz kimsiniz!" dedim.
Yavaşça bana doğru döndü. Yanıma yaklaştı. Bir iki defa öksürdü. Öksürmesiyle ağzından çıkan topraklar yüzüme çarptı.
" Tebrik ediyorum seni, ölmüş olan benliğini yukarıya çıkarttın" dedi.
Ölü olan benliğim, odanın içinde gezindi: " En büyük hayallerimi bu odada kurmuştum! İlk defa şeytanla bu odada yüz yüze gelmiştim! Will beni hayaletimle buluşturmuştu. Charlie Chaplin'i ve ölmüş olan halimi ilk defa bu odada görmüştüm! Zaman ne tuhaf bir yanılgı! O gün, yani ölü olan benliğimle karşılaştığım gün bugündü. Ben şimdi bugüne çok uzağım!”
Nasıl!” diye sordum safça
Ne yaşadıysan, aynılarını yaşadım. Ne hissettiysen aynılarını hissettim. Aynı şeyleri gördük, aynı şeyleri hesapladık. Aynı gün doğduk ve aynı gün öldük. Korkularımız aynıydı, düşlerimiz ve kaygılarımız aynıydı! Ama sen benim yaşadıklarımı henüz yaşamadın ama ben senin yaşamış olduğun ve yaşayacağın her şeyi yaşadım!” dedi ve sustu.