“
Tamam getirmem!”
dedim. Ve bunu söylememle birlikte
yerin
altından uğultu şeklinde bir ses gelmeye başladı. " Neler
oluyor burada?" diye haykırdım.
Kulağımı
ahşap döşemeye dayayıp:
"
Tanrım, bu ses de neyin nesi?" diye mırıldandım.
Gobid
elime bir balta uzattı: " Bence yüzleşmelisin bu sesle.”
dedi. Peri: " Evet!" diye cızırdadı.
Baltayı
aldım ve döşemeye hızlıca indirmeye başladım. Bir süre sonra
kazdığım yerin altından bir el dışarıya doğru fırladı: "
Bu elde neyin nesi şimdi?"
Gobid:
“ Bir zombinin elinden farksız!” dedi
Peri:
" Onu bence yukarıya çekelim! Bu bir işaret olabilir!"
dedi. Gobid de onayladı periyi. Ben de: " Gerek yok! Bunu
yapmayalım bence" dedim.
Gobid
kulağıma fısıldadı: " Hayır, bunu yapmalısın! Bu elin
sahibinin kim olduğunu öğrenmelisin!" dedi.
Kaygılı
bir şekilde elimi aşağıya indirdim ve yerin altından çıkan eli
tutup yukarıya doğru çekmeye başladım. Yalnız öyle bir şey
oldu ki, yerin altındaki el de aynı güçle beni yerin içine doğru
çekmeye başladı.
Periyle,
cin yerin altına batmamam için bana sıkı sıkı sarılmışlardı.
Yerdeki
el şimdi üçümüzü de aşağıya doğru çekiyordu, biz de eli
yukarıya çekmeye çalışıyorduk.
"
Bu nasıl bir şey böyle!" diye haykırdım. Gobid: " Hiç
bilmiyorum! Ama sakın pes etmeyin yoksa bu lanet olasıca el üçümüzü
de yerin dibine sokacak!" diye cevap verdi.
Üçümüz
öylesine bir güç harcamıştık ki, bu güçle bizi yerin içine
çekmeye çalışan o varlığı yukarıya çekmeyi başarmıştık.
Yalnız bu işin ardından gücümü yitirdiğim için kısa bir süre
sonra bayıldım
Gözlerimi
açtığımda, Gobid’le göz göze geldim. Bir adam arkası dönük
bir şekilde pencereden dışarıyı süzüyordu.. " Siz
kimsiniz!" dedim.
Yavaşça
bana doğru döndü. Yanıma yaklaştı. Bir iki defa öksürdü.
Öksürmesiyle ağzından çıkan topraklar yüzüme çarptı.
"
Tebrik ediyorum seni, ölmüş olan benliğini yukarıya çıkarttın"
dedi.
Ölü
olan benliğim, odanın içinde gezindi: " En büyük
hayallerimi bu odada kurmuştum! İlk defa şeytanla bu odada yüz
yüze gelmiştim! Will beni hayaletimle buluşturmuştu. Charlie
Chaplin'i ve ölmüş olan halimi ilk defa bu odada görmüştüm!
Zaman ne tuhaf bir yanılgı! O gün, yani ölü olan benliğimle
karşılaştığım gün bugündü. Ben şimdi bugüne çok uzağım!”
“
Nasıl!” diye
sordum safça
“ Ne
yaşadıysan, aynılarını yaşadım. Ne hissettiysen aynılarını
hissettim. Aynı şeyleri gördük, aynı şeyleri hesapladık. Aynı
gün doğduk ve aynı gün öldük. Korkularımız aynıydı,
düşlerimiz ve kaygılarımız aynıydı! Ama sen benim
yaşadıklarımı henüz yaşamadın ama ben senin yaşamış olduğun
ve yaşayacağın her şeyi yaşadım!” dedi ve sustu.